Silah ve savaş üzerine

Okurken dinleyin;

Avcı-toplayıcı doğası gereği insanın şiddete ve öldürmeye eğilimli olduğu aşikardır. Bu durumun kendi yarattığımız dünyevi kavramlarımız ışığında normal mi yoksa sıradışı mı olduğu tartışılabilir. Ancak insan normal ya da anormal olsun öldürmeyi, kavga etmeyi, savaşmayı seviyor.

İnsanoğlunun geçmişi kan, savaş ve şiddetle doludur. Ancak özellikle günümüzde-popüler olduğu için-barış yanlısı olmak geçer akçedir. Çünkü savaş yanlısıyım demek sizi toplum dışına itebilir, insanlar sizi ayıplayabilir. Çünkü televizyon, internet gibi iletişim araçları bize kıyıya vuran insanlığı, yüzü ve vücudu kanlar içinde yatan çocukları gösterir. Bunları görmemize rağmen barışı savunmamak acımasızcadır. Aslında barış yanlısı olmak popülerlik adına da olsa ya da bize ezberletildiği için de olsa güzeldir. İlginç olan, birçok insanın barış yanlısı olduğunu söyleyerek savaşmasıdır. Hatta barış için savaşmasıdır. Barış için savaşmak çelişkili olduğu kadar tehlikelidir de. Çünkü barış herkese sevimli gelir. Bir bakıma insaları barışla kandırıp onlara savaş açarsınız. Bu da günümüz güç timsallerinin kullandığı en etkili yöntemlerden biridir: Barış getirmek için savaşmak!

Kendisine doğrultulan kamerayı silah zanneden ve silah görünce ellerini kaldırması gerektiğini 4 yaşında öğrenmiş olan çocuk

Kendisine doğrultulan kamerayı silah zanneden ve silah görünce ellerini kaldırması gerektiğini 4 yaşında öğrenmiş olan çocuk!

Bugün dünyada silah üretimi milyarlarca dolar paranın döndüğü bir sanayi. Vikipedi’ye göre silah; İnsanların diğer canlılara karşı savunma veya saldırı amacıyla kullandığı her türlü araç. Bu tanımda hem savunma hem saldırıdan bahsediyor. İşte barış getirmek isteyen büyük bir güç de bu tanımdaki “savunma”yı kullanarak kötü değil aksine iyi bir amaç uğruna savaştığını iddia ediyor. Dikkat edelim bu sanayinin adı da silah sanayii değil savunma sanayiidir. Ülkelerin savaş değil savunma bakanlıkları vardır. Çünkü savaş olumsuz anlamlar içerir, oysa savunma bir hak gibi görünmektedir.

Peki kimi kimden ya da neyden savunuyoruz. Dünyada hiç silah üretilmese, silah kullanılması yasaklansa örneğin, kendimizi savunma ihtiyacımız da ortadan kalkmaz mı? Evde silah yapımı dahi yasaklansa, silah kullanana ağır cezalar verilse..

Birbirimizi kandırmayalım; tabii ki de bu kadar silah insan öldürmek, yok etmek, harap etmek, kan görmek için üretiliyor. Ancak en önemlisi de, bu işte çok paranın olduğudur dostum! Kimin öldüğü çok önemli değil, yeter ki birileri ölsün. Yeter ki savaş olsun, insanlar birbiriyle barış içinde yaşayamasın. Onları gerekirse bombalayarak barıştırırız. Önemli olan bu sanayinin daha da büyümesidir. Ölümle beslendiği için de daha da çok insanın ölmesi gerektiğidir. Ölüm silah sanayiinin sermayesidir!

Dün A.B.D’de silahsızlanma ile ilgili bir gelişme oldu ve Obama silahlanma konusunda bir takım kısıtlamalar getirilmesi için yasal düzenlemeler yapılacağı “müjdesini” gözyaşları içerisinde verdi. Evet, bir şeyi nasıl pazarladığınız önemlidir.

Sadece A.B.D.’de değil dünyanın birçok yerinde insanlar silah kullanıyor ve kullanmaya devam edecekler. İnsanoğlu çelişkilerle dolu bir canlıdır. Ülkede küçük bir araştırma yapsak savaş karşıtı olan birçok insanın evinde babasından-dedesinden kalma beylik silahı bulunduğunu görebiliriz. Ya da çocuğuna oyuncak silah alan anne-babalar görürüz. Oysa bu anne-babalar sosyal medyada savaş karşıtı paylaşımlar yapıyor olabilir. Gerçekten savaş karşıtı da olabilirler. Ancak çocuğuna oyuncak silah alırken onu silaha özendirdiğinin, insan ya da diğer canlıları öldüren bir aleti çocuğu için normalleştirdiğinin farkına varmaz.

1935 yılında sevgili ya da eşlerini savaşmaya uğurlayan genç kadınlar

1935 yılında sevgili ya da eşlerini savaşmaya uğurlayan genç kadınlar

Sinema filmlerinde savaş konusu -çoğunlukla- bağımsızlık temasıyla işlendiği için silahı, dolayısıyla da savaşı pazarlamanın en etkin yollarından biridir. Çünkü bağımsızlık da en azından barış kadar sevimli ve çekici bir kelimedir, tıpkı özgürlük gibi. Savaş filmlerinde romantizm de ön plandadır. Kahraman askerin onu sonsuza dek bekleyecek olan sevdiği bir kadın ya da savaş halindeyken aşık olabileceği güzel bir hanımefendi bulunur. Öyle ki, kadınsanız kendisi savaşırken onu beklediğiniz bir erkeğe aşık olmak, erkekseniz de böyle güzel bir kadını elde edebilmek için savaşmak isteyebilirsiniz. Savaşı güzelleştirmek adına takdire şayan çabalardan birisidir. Bilgisayar oyunları oynarız savaş temalı. Oynarken kendimizi kaybettiğimizde “Geber!” diye bağırabiliriz de. Rahatlamış da hissedebiliriz kendimizi çünkü en iyi ihtimalle kötü bir insanı öldürmüşüzdür sanki kabul edilebilir bir şeymiş gibi.

A.B.D. başkanı silahsızlanma ile ilgili yasal düzenlemeyi gözyaşları içerisinde bize pazarlar ama aynı zamanda ülkesinin dünyanın muhtelif yerlerine bomba yağdırmasının emrini savunma adı altında verir. Örneğin A.B.D, Vietnam’da, Irak’ta, Afganistan’da hep ülkesini ve hatta o ülkelerde yaşayan halkların fikirlerini sormadan onların özgürlüklerini savunmuştur.

Mesaj açıkça şudur; Silahlar gereksiz yere kullanılmamalıdır, savaş gereksiz yere yapılmamalıdır ancak bunların gerekli olduğu durumlar vardır! Yani senaryonuzun konusu barışsa, özgürlükse, bağımsızlıksa silah kullanıp insan öldürebilirsiniz. Henüz yaşadığı çevrenin bile farkında olmayan çocukları silahla, kanla, ölümle tanıştırabilirsiniz. Çünkü onlar sizin yok etmek istediğiniz toplumun birer parçasıdırlar ve gelecek açısından tehlike arz ediyor olabilirler.

İşin acı yanı, odak noktasının silah üretenler, büyük güçler, ya da herhangi biri değil BİZ olduğumuz gerçeğidir. Bizler insanoğlu olarak var olduğumuz günden beri öldürme içgüdüsüyle donatılmış hayvanlarız. Ancak modern! insanın bu içgüdülerini dizginlemiş olması gerektiği çok açıktır. Silah kullanmanın ‘ama’sı olmadığı gibi savaşmanın da güzel yanı yoktur. Barış ise bütün bu deli saçmasını yok ettiğinizde kendiliğinden ortaya çıkar.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?


Kitapları, müziği, teknolojiyi, fotoğraf çekmeyi, hayvanları, Yudum’u, bilimi, ailesini ve dostlarını çok sever. Çok düşünür. Kendisine önem vermez.

Diğer yazıları

Bu yazı Düşünce kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir