-- Düşünce

Sözün Uçuculuğu Yazının Kalıcılığı

Yazmak bir uyku, ölümden daha derin.
F. Kafka

Yazmak: Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak. Yazmak eyleminin sözlükteki anlamı basitçe bu.

Bu yazının amacı ne yazmanın tanımını yapmak ne de yazının tarihi üzerine uzun uzadıya bir şeyler söylemek. Amacı sadece yazmak. (Bu yazıyı yazmaya yazar bir arkadaşımın yanında başlamak cesaretini göstermiş bulunuyorum. Aferin bana.)

Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan canlılar içinde bu eylemi gerçekleştiren tek tür insan. Birçok ünlü düşünüre göre tekerlek ile birlikte en büyük icadımız. Peki neden yazmaya ihtiyaç duymuş insan? Bence bu sorunun en basit cevabı Türkçedeki en güzel atasözlerinden biri: Söz uçar, yazı kalır. Sorunun cevabı olarak, bu söze günümüzün maddiyatçı dünyasının gözüyle bakacak olursak maddi ve manevi olarak kazanılmış hakları korumaya alma fikri akla en yatkın olanı. Bu yanıt kabul edilebilir olsa da sığ ve basit bir tanım olurdu sevgili okur. Şimdi bunu bir kenara yavaşça değil hızlıca bırakalım.

İnsanoğlu yazmış da yazmış; durmadan, bıkmadan, usanmadan. Tarihi not almak, bir şeyleri öğretmek ve öğrenmek, kayıt altına almak, aşkını, mutluluğunu, öfkesini, hüznünü anlatmak, unutmamak, delirmemek!, belirli bir fikri ve öğretiyi açıklamak daha sonra da bu fikri yalanlamak için ve daha yüzlerce sebepten ötürü yazmış.

Yazının başlarında belirttiğim, bu yazıyı yanında yazmaya başladığım yazar arkadaşıma sordum bu soruyu: “Neden yazdın? Seni yazmaya iten şey neydi?” “Kaçmak” dedi. “Her şeyden kaçmak. Ailemden, insanlardan kaçıp kendime, iç dünyama dönmek için yazdım”. “Ve bunu iyi yapabildiğimi görünce devam ettim yazmaya”. Çok klasik bir yazar cevabı olarak gelebilir kulağa ama çok insanca bir tutum ki özellikle günümüz toplumunda.

Yazmasaydım delirecektim

Dünya edebiyatının önde gelen yazarlarından bazılarının bu soruya verdiği cevaplar da çeşitlilik gösteriyor doğal olarak. Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi büyük romanlarıyla tanınan, üç yıl önce aramızdan ayrılmış olan ünlü İtalyan yazar Umberto Eco, “Çocuklarım büyümüştü, artık kime öykü anlatacağımı bilemiyordum.” diye cevap vermiş bu soruya. Muzipçe, romantik ve çok naif bir yanıt gelmiş büyük yazardan. Bir başka büyük yazar, Nobel ödüllü Ernest Hemingway ise, “Benim amacım gördüklerimi ve hissettiklerimi en basit haliyle kâğıda dökmek.” demiş. Eğer Hemingway okumadıysanız o basitliği en güzel haliyle tadacağınıza emin olabilirsiniz. Türk öykücülüğünün en önemli kalemlerinden Sait Faik Abasıyanık, “Yazmasaydım delirecektim” demiş. İçlerinden bana en samimi gelen cevap Honoré de Balzac’tan: “Zengin ve ünlü olmak için.” Kimi yazar “hayatımı kazanmak için”, kimisi “nefes almak için”, kimisi de “mutlu olmak için yazıyorum” cevabını vermiş bu soruya. Ve pek tabi bu yanıtlar uzuyor da uzuyor sevgili okur. Kısaca herkesi yazmaya iten çeşitli sebepler var.

Ne demiştim? Pardon ben değil atalarımız: Söz uçar, yazı kalır. İnsanı bence yazmaya iten en büyük şey bu: Kalmak. Bu kalmayı biraz daha açarsak: ölümsüzleşmek.

Ölümsüzlük hayali

Yaşayan türler içinde ölümsüzlüğe ulaşmanın hayalini kurup, bunun peşinde koşan, bununla ilgili sayısız mit yaratan ve insan ömrünü uzatmaya çalışmanın da ölümsüzlüğe ulaşmanın daha bilimsel bir yolu olduğunu düşünürsek bu fenomenle bu kadar ilgili tek türün biz olduğumuz su götürmez bir gerçek.  Bu düşünceden ele alacak olursak eğer: “Ve bunu iyi yapabildiğimi görünce devam ettim yazmaya” cevabının bir alt metni de “Madem iyi yazıyorum, bunları neden paylaşmayayım ve neden kalıcı olmayayım” tabii ki. İyi ki de kalıyor ve kalıyorlar.

Peki sevgili okur ben bu yazıyı neden yazdım? Yazının başında amacı sadece yazmak demiştim. Üzgünüm ama yalan söyledim. Kalsın istediğim, kalmak istediğim için yazdım. Kaç kişinin okuyacağını düşünmeden kalmasını istediğim için yazdım (İstediğim birkaç kişi okursa iyi olur tabi). Dönüp dönüp tekrar okumak, okudukça yazma yetimi geliştirmek, insanın sürekli değişen bir varlık olduğuna inandığım için yıllar içinde bu yazıyı tekrar tekrar okudukça değişimimi görmek için yazdım.

Buraya, bundan bir yıl önce yazdığım “Şimdi lütfen gidin ve hayallerinizi tekrar gözden geçirin” başlıklı yazıyı yazma nedenim hayatımın en mutlu anısını yazmak ve sadece usumda değil, bu anımın yazılı olarak da kalmasını ve bunu paylaşmayı istememdi. Ve iyi ki de yazmışım diyorum her okuduğumda. Yazmasaydım eğer o hatırama ihanet etmiş olacaktım. Şimdi içim daha rahat.

Bir süredir tekrar yazmaya başlamak istiyordum ve nereden başlayacağıma bir türlü karar veremiyordum. Ve aklıma neden yazmak istiyorum ki ben sorusu geldi birden. Sadece “Kalmak” dışında da birçok cevabım olduğunu gördüm ve uzun bir aradan sonra tekrar basitçe başlamak istedim yazmaya.

Sevgili okur belki sen de yazan ve yazmaya çalışan birisindir bilmiyorum. Öyle değilsen de yaz lütfen. Hislerini, anılarını, günlerini sadece yaz. Ne amaçla olursa olsun yaz. Ne kadar edebi olmuş, olmamış hiç önemli değil. Kalmak, yaşadığını hissetmek, kendini sağaltmak vs. ne için olursa olsun yaz lütfen. Senin de anlatacağın bir hikayen vardır mutlaka. Hatta istersen yaz ve bize gönder. Senin de anlatmak istediklerini severek yayınlarız.

Eee ne demiş atalarımız? Söz uçar, yazı kalır.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?


Yorum ekleyin

Yorum